TİHV 2006 TEDAVİ RAPORU AÇIKLANDI

RaporlarTIHV sitesinden
Atla: kullan, ara


İşkence ve kötü muameleye maruz kalanların TİHV'nin Adana, Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve İzmir'deki tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine yaptıkları başvurulara dayanılarak hazırlanan 2006 yılı raporu yayınlandı.

  • TİHV tedavi merkezlerine 1990 yılından itibaren 10 bin 786 kişi başvurdu
  • TİHV'ye 222'si 2006 yılında gözaltında işkence gören 337 kişi başvurdu
  • İşkence uygulanan yerler arasında ilk sıralarda emniyet müdürlükleri ve karakollar yeralıyor
  • "İşkenceye sıfır tolerans" yerine "işkenceciye tolerans" yaklaşımı sürüyor

İşkence ve kötü muameleye maruz kalanların TİHV'nin Adana, Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve İzmir'deki tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine yaptıkları başvurulara dayanılarak hazırlanan 2006 yılı raporu yayınlandı.

TİHV tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde kurulduğu 1990 yılından bu yana 10 bin 786 kişinin tedavi gördüğü belirtilen raporda, TİHV'ye 2006 yılında ise 231'i (dokuzu cezaevinde olmak üzere) yıl içinde işkence gören 337 kişinin başvurduğu kaydedildi.

TİHV'ye 2005 yılında 692 işkence mağdurunun başvurmasına karşın bu sayının 2006 yılında 337'ye düştüğü belirtilen raporda, özetle şu saptamalar yer aldı:

"Başvuru sayısının 337 olduğu göz önüne alındığında, yıllık toplam başvuru sayısında bir önceki yıla göre önemli bir azalma görülmektedir.

Başvuru rakamlarındaki bu azalmaya karşın yıl içinde işkence gördüğü için başvuranların oranında artış görülmektedir. 2005 yılında aynı yıl içinde işkence gören başvuru sayısı 193 iken, 2006 yılında yıl içi işkence gören başvuru sayısı 222'dir.

2004 yılında hazırlanan ancak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren TCY ile 2004 yılı sonundan itibaren cezaevlerinden tahliyelerde önemli bir artış olmuştur. Tedavi merkezlerimize cezaevlerinden tahliye edilen 2004 yılında 404, 2005 yılında 240, cezaevlerinden tahliyelerin de genel olarak azaldığı 2006 yılında ise 107 kişi başvurmuştur."

İşkencenin adli, idari ve pratik açıdan cezalandırılmaması eğiliminin, işkencenin sürmesinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekilen raporda, "2006 yılı Mart ayında meydana gelen Diyarbakır olaylarında tanık olduğumuz işkence olayları, bu konudaki yaklaşımın gerçek bir iradeye dönüşmediğini göstermiştir" denildi.

TİHV tedavi merkezlerine başvuran 54 kişinin sokakta veya açık alanda, evde, araç içinde ve diğer yerlerde işkence gördüğü belirtilen raporda, TİHV'ye başvuran kişilerin işkence gördükleri yerler şöyle sıralandı:

Adana Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ) 73 kişi, Diyarbakır TMŞ 28 kişi, İstanbul TMŞ 11 kişi, Gebze Emniyet Müdürlüğü 7 kişi, İzmir Bozyaka TMŞ 7 kişi, Mersin TMŞ 7 kişi, Adana Emniyet Müdürlüğü 5 kişi, İstanbul Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü 5 kişi, İstanbul Beyoğlu Polis Karakolu 4 kişi, İzmir Buca İlçe Emniyet Müdürlüğü TMŞ 4 kişi, Tunceli TMŞ 4 kişi, Ankara TMŞ 3 kişi, Denizli Polis Karakolu 3 kişi, Diyarbakır Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü 3 kişi, İzmir Menemen İlçe Emniyet Müdürlüğü 3 kişi, İstanbul Kartaltepe Polis Karakolu 3 kişi, İstanbul Şehremini Polis Karakolu 3 kişi, Van TMŞ 3 kişi, Van Jandarma Alay Komutanlığı 3 kişi.

Raporda, işkence ve kötü muamele uygulamaları konusunda da şu veriler yer aldı:

Geçtiğimiz yıllarla karşılaştırıldığında 19-25 yaş grubunda belirgin bir artış olduğu görülmektedir.

Başvuruların yaklaşık yarısı (% 50.7) 19 ile 30 yaşları arasındadır.

Başvuruların 240'ı erkek (% 72.1), 93'ü kadındır (% 27.9).

Başvuruların beşte ikisinden fazlasının Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde doğduğu, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi doğumluların ikinci ve üçüncü sırayı aldığı görülmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu doğumluların toplamı tüm başvuruların % 60'ını oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi doğumlular başvuruların % 15.3'ünü, Marmara Bölgesi doğumlular % 8.1'ini, İç Anadolu Bölgesi doğumlular % 7.2'sini oluşturmaktadır.

2006 yılında TİHV'ye işkence ve kötü muamele gördüklerini belirterek başvuran 333 kişinin son işkence gördükleri yıla bakıldığında 231 kişinin 2006 yılında, 58 kişinin 2001-2005 yılları arasında, 24 kişinin 1996-2000 yılları arasında, 20 kişinin ise 1995 ve öncesinde işkenceye maruz kaldığı görülmektedir

2006 yılında TİHV'ye başvuranların 293'ü (% 88) siyasi nedenlerle, 39'u (% 11.7) adli nedenlerle, bir kişi ise (% 0.3) sığınmacılık nedeniyle işkenceye maruz kaldığını belirtmiştir. Adli nedenlerle gözaltına alınan kişilerin başvurularımız arasındaki oranı geçen yıllara göre artış göstermiştir (2004'de % 8.6, 2005'de % 5.2).

Başvuruların son yaşadıkları gözaltı sürelerinin dağılımına bakıldığında 146 kişinin (% 43.8) 24 saatten az, 142 kişinin (% 42.6) 1-4 gün, 12 kişinin (% 3.6) 16-30 gün, 5 kişinin (% 1.5) bir aydan fazla gözaltında kaldığı görülmektedir.

Başvuruların gözaltına alındıkları yerler incelendiğinde 184 kişinin (% 55.3) sokaktan veya başka bir açık alandan, 59 kişinin (% 17.7) dergi, dernek gibi bir kurumdan, 55 kişinin (% 16.5) ise evden gözaltına alınmış olduğu görülmektedir. Sokaktan ve açık alandan gözaltına alma oranının yüksekliği ile ilgili deneyimlerimiz, bu tür uygulamaların kayıt dışı gözaltına alma uygulamalarını kolaylaştırdığını göstermektedir. Ayrıca 2006 yılında dergi bürosu, dernek merkezi ve benzeri bir kurumdan gözaltına alınan kişilerin sayı ve oranının geçen yıllara göre arttığı dikkati çekmektedir (2004'de % 3.3, 2005'de % 2.8).

TİHV Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı'nın giriş yazısında da işkence ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

"Son zamanlarda işkence ve kötü muameleye maruz kalan başvurulardan alınan bilgiler şu yeni ve güncel sonuçların çıkarılmasına yol açmaktadır:

Özel olarak eğitilmiş görevlilerin çalıştığı gözaltı merkezlerinin varlığı

Açık alanlar ve araçlar içinde yapılan kayıt dışı işkence vakalarındaki artış

Farklı yörelerdeki işkence yöntemleri arasında gözlemlenen benzerlikler

Bedensel iz bırakmayan işkence yöntemlerinin daha yaygın kullanılmaya başlanması

İşkencecilerin cezasızlığı sorunu işkencenin önlenmesinin önündeki en önemli engel olarak devam etmektedir

İnsan hakları kuruluşlarına yönelik baskılar da sürmektedir

Bu verilere bakarak, işkencenin varlığının 1999 yılından beri yapılan yasal düzenlemelere rağmen hala sistematik ve yaygın biçimde devam ettiği sonucuna ulaşmak mümkündür."

Kişisel araçlar
Ad alanları
Türevler
Eylemler
Diller
Yazdır/dışa aktar
Araçlar