İltica hakkının iptaline karşı neler yapılabilir?

RaporlarTIHV sitesinden
Atla: kullan, ara

DTF kurucularından olan avukat Hanswerner Odendahl ile avukat Elif Dikkaya ile yapılan söyleşi önce Günlük Evrensel gazetesinin Avrupa baskısında yayınlandı. DTF ek olarak yazının sonunda en önemli noktaları eklemiştir.

Konu başlıkları

Avukat Elif Dikkaya ve Avukat Hans Werner Odendahl © Evrensel

Avukat Hans Werner Odendahl ve Avukat Elif Dikkaya, Türkiye’den gelen sığınmacılara Federal Göç ve Sığınma Dairesi tarafından son günlerde gönderilen iltica hakkının iptaline dair mektuplar ve çözüm yolları konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

Son günlerde değişik eyaletlerde çok sayıda sığınmacıya iltica hakkının elinden alınacağına dair mektuplar gönderiliyor. Bu mektupların özü nedir, bilgi verebilir misiniz?

Odendahl: Sözünü ettiğiniz mektuplar kişilerin iltica durumuyla ilgili. Daha önce ilticanın kabulüne dair verilen karar yeniden inceleniyor. 1 Ocak 2005’te yürürlüğe giren Göç Yasası, iltica başvurusu kabul edilen kişilerin durumunun her üç yılda bir gözden geçirilmesini içeriyordu. Bu üç yılın sonunda iltica hakkı yenilendiğinde, daha sonra bu hakkın iptal edilmesi o kadar kolay olmayacak. Görebildiğimiz kadarıyla geriye dönük bütün ilticacıların durumu inceleniyor. Ancak bu fazla zaman ve işgücü gerektirdiği için ilk etapta son üç yıl içinde süreli ve süresiz oturum hakkı alanların durumu incelenmeye başlandı.

Şu an toplam kaç kişinin iltica durumu yeniden gözden geçiriliyor?

Dikkaya: Edindiğimiz bilgilere göre 8 bine yakın Türkiyeli sığınmacıya mektuplar gönderildi. Tabii sadece Türkiyelilere değil, başka ülkelerden gelenlere de aynı mektuplar gönderildi. Az sayıda ilticacının geldiği ülkelerin vatandaşlarına ise bu mektuplar gönderilmedi. Bugüne kadar açılan davaların yüzde 75’i de iptalle sonuçlandı. Yani kişilerin iltica hakkı elinden alınıyor. Normalde iltica iptali ortalaması yüzde 23. Bu oran Türkiyelilerde çok daha yüksek.

Türkiyelilerdeki bu artışı neye bağlıyorsunuz? Hukuksal olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Odendahl: Öncelikli olarak siyasi durumun değiştiği mektupta yazılıyor. AB’ye uyum sürecinde yapılan reformlar, siyasi durumun değişmesine gerekçe gösteriliyor. Gerçekte ise ciddi bir değişikliğin olmadığını biz biliyoruz.

İlticanın iptali daha önce yalan beyan nedeniyle yapılabiliyordu. Şimdi ise yalan beyandan ziyade ülkesindeki politik ortamın değişmesi gösteriliyor. Bu hukuksal açıdan ne kadar doğru?

Odendahl: Hukuken bu hep öyle idi. Ancak uygulama pek yoktu. Daha önce iltica ettiği halde sık sık ülkesine giden kişilerin ilticasının iptali ile karşı karşıya kalıyorduk. Bu durumda olan çok sayıda kişinin ilticası iptal edildi.
Şimdi ülkedeki siyasi durumun değişikliği iltica hakkının iptali için daha sık kullanılıyor. Bu süreçte, özellikle daha önce süresiz oturum izni alamayanlar için tehlike arz ediyor. Ülkenin durumundaki değişiklik konusunda siz ne düşünüyorsunuz? Çünkü Saddam rejimi döneminde Almanya’ya gelip iltica edenler de şimdi o rejimin artık olmadığı gerekçesiyle Irak’a gönderilmek isteniyor. Halbuki orada can güvenliği olmadığını herkes biliyor...

Odendahl: Irak örneğini iyi ki verdiniz. Çünkü bu konuda şu anda Luxemburg’daki Yüce Divan’da bir dava görülüyor. İltica dairesi, Saddam rejiminin devrildiğini bu yüzden de esas olarak eski durumun olmadığını ifade ederek Irak’tan gönderilenleri sınırdışı etmek istiyor. İltica Hukuku açısından şimdi bu kişinin Irak’a gönderilip gönderilmeyeceği tartışmalı. Belki önümüzdeki hafta içinde karar açıklanacak. Bence verilecek karar Türkiye’den gelen belli gruplar için örnek teşkil edebilir.

Bu gruplar hangileri olabilir?

Odendahl: Askerlik görevini henüz yapmamış gençler, tek başına yaşayan kadınlar, Türkiye’nin batısında yaşama şansı olmayan yaşlılar bu gruplar arasında yer alıyor. Siyasi bir kovuşturma ile karşı karşıya olmayan ve ailevi nedenlerle iltica hakkı alanlar için de Luxemburg kararı önemli olabilir. Haklarında siyasi takibat olanlar için açtığımız davaları kazanma şansımız çok daha yüksek.
Alman mahkemeleri Türkiye’de halen işkence rizikosunun olduğunu belirtiyor. Yapılan reformları da pek güvenli bulmuyorlar.
Bu yüzden de iltica iptaline karşı açtığımız davaları kazanma ihtimalimiz oldukça yüksek. Bu mektupları alan sığınmacılara da dava açma çağrısı yapıyoruz.(Köln/EVRENSEL)

Sınırdışı edilen yok, ama tehlike büyük

İlticanın iptali konusunda başlatılan süreçte bugüne kadar sınırdışı edilen Türkiyeli sığınmacı var mı?

Odendahl: Şu ana kadar sınırdışılarla karşılaşmadık. Özellikle Afrika ülkelerine sınırdışılar yapılıyor. Bu tarama süreci sonucunda sınırdışıların olup olmayacağını ancak ileride görebiliriz. Çünkü davaların çoğu halen devam ediyor. İleride somut gruplar için bu durum ortaya çıkacak. Özellikle suç işleyen genç erkeklerin sınırdışı edilebileceğini düşünüyoruz. Anne-babaları üzerinden oturum aldıkları için, anne-babalar oturumlarını kaybettiklerinde onların durumu da tehlikeye giriyor. Yeterli kadar çalışmış, ya da anne-babasından biri üç yıldan fazla çalışmış ise oturum davasını kazanma şansımız var. Bu gençlerin çalışması ve meslek eğitimi yapması olumlu bir durum olacaktır. Ama ona rağmen pasaport meselesi yine sorun olarak karşımıza çıkacaktır.

Mavi pasaport elden alınıyor

Bu mektupları alan Türkiyeliler ne yapmalı? Ne öneriyorsunuz?

Dikkaya: Kişilerin oturum durumuna bağlı. Çünkü, ilticanın iptali için açılan dava otomatikman oturumun da iptal edileceği anlamına gelmiyor. Belli bir noktaya kadar bu iki durum elbette birbirine bağlı. Şu an, Federal İltica Dairesi, verilen ilticayı iptal etmek için bir süreç başlatılıyor.

Şu anda ilticası kabul edilenlerin çoğunda mavi pasaport bulunuyor. Açılan dava bu pasaportu nasıl etkileyecek?

Dikkaya: Açılan dava iptal ile sonuçlanırsa kişinin elindeki mavi pasaport alınıyor. Çünkü bu durumda iltica hakkı ortadan kalkıyor. Bu işlemden sonra bu kez yabancılar dairesi devreye giriyor. Daire, iltica hakkı iptal edilen kişinin oturumunun da iptal edilip edilmeyeceğini inceliyor. Bunu bir şekilde yapmak zorunda, çünkü oturum ilticaya bağlı. Eğer oturum iptal edilmez ise nasıl bir pasaporta işleneceği sorunu çıkıyor.
Burada, söz konusu kişinin vatandaşı olduğu ülkenin pasaportunu alması ya da Alman vatandaşlığına geçmesi bir çözüm.

İlticası elinden alınanların ailelerinin durumu ne olacak?

Odendahl: İltica eden bir kişi üzerinden aile birleşimi yapanların oturumu daha sonra ilticaya bağlı olmaktan çıkıp bağımsızlaşıyor. Bu durumda, ilticası ret edilen kişi sonradan aile birleşimi ile gelen eşi üzerinden oturum alabilir.
Buna rağmen pasaport sorunu devam ediyor. Terör veya adi suç nedeniyle ilticası ret edilenlere, Türkiye’de haklarında soruşturma olduğu için, Türk pasaportu alamadığından gri pasaport alma imkanı var. Ancak dediğimiz gibi bu çok özel durumlarda veriliyor.

İltica İptal Davasında Bulunan Türk Vatandasların Perspektifleri

En önemli noktalar

  1. Yasa değişikliği yüzünden 2008 yili için Türkiye’den gelen mültecilerinden 8000 kişinin iltica iptal kararları alacakları bekleniliyor. Çoğu iptaller Türkiye’nin siyasi durumun güya değismesiyle savunuluyor, bazıları ise „ilitcaya laik olmamakla“ yahut cezai meselelerle, „terrörisim“ suçlamasıyla sebeplendiriliyor.
  2. Federal sığınma ve göç dairesinin (BAMF) verdiği resmi iptal kararlarına karşı mahkeme davası açıp kazanma şansı ise bu zamanlarda gayet yüksektir. Ve davanın sonuçlandırılmasına kadar olan zamanı oturum durumunu sağlamlaşdırmaya değerlendirilmesi önem taşıyor (altta 5-10’nolu noktalarda izah edilecektir). Herhalde mahkeme davası açılsın diye tavsiye edilir. Daha önce süresiz oturumu almayan davayı kazanarak bunu alacak.
  3. Kaybetilmiş ilitca hakkı da otomatikman oturumun kaybı demek değildir, ama oturumu tehlikeye sokabilir.
  4. Iltica hakkın kaybı (mavi) mülteci pasaportun kaybını muhakkak sevk eder. Pasaportsuz ise oturum uzun vadeli sırf zor sağlama bağlanabiliniyor.
  5. Buradan kaynaklanan bütün zorluklar Alman vatandaşlıgına kabulle çözülür, yalnız şartları (oturumun süresi, ağır cezasız, alman dil bilgisi, siyasi teredütsüzlük) yerine getirilmesi gerekiyor.
  6. Buna karşı Alman (gri) yabancılar pasaportunu elde edebilmek zor gerçekleşiyor. Öncellikle Türk konsolosluğun türk pasaportunu verip vermeceyecini öğrenmek, ve, vermezse, sepeplere bakmak gerekiyor. Annebaba iltica hakkını kazbederse eğer özellikle askere gitmeyen oğulları için sorunlar çıkabilir. Gerçerli pasaportu olanlar için ise şunlar önemlidir:
  7. Ilitica hakkının kaybında süreli oturma müsadesi varsa, süresiz oturumu (Niederlassungserlaubnis §§ 9, 9a AufenthG) yahut başka sebeplere dayanan oturma hakkı kazanmaya denenmesi lazım.
  8. Baştan beri süresiz oturuma sahip olanlar ise iltica hakkın iptalinde oturumun da iptal edilip kaybetme riskine girmesi diğer yasal yahut entegrasyonun aşamasından ibaret olabilir. Oturma müsadesine hakkı olmayan kişiler için oturumların iptal konusunda kesin kurallar yoktur. Süresiz oturumu sonradan almış olanların oturumlarına zaten el koyulmuyor –en azından geçerli pasaportu olduğu müddetce.
  9. Süreli oturumu uzatan yahut süresiz oturumun iptalini engelleyen oturma hakkı meselâ aile birleşiminden kaynaklanabilinir.
  10. Böyle bir oturma hakkı ayrıca Türk işcilerin ve ailelerin AT ve Türkiye arasındaki 1/80 numaralı Konsey Kararında (ARB) verilmiş özel hakklardan dan kazanabilinir. Örneğin oturum süresi geçmek üzerise yahut oturumun iptal tehlikesi doğarsa, en az bir yildir aynı işverende süren iş durumu (tam mesai olmasa da) oturma hakkı verebiliyor. Ama iş durumu iki yıl daha aynı işverenle devam sürülmesi gerekiyor (ARB 1/80’nin 6’nci maddesi). Ayrıca anne babanın çalışmaları da bu oturma hakkını kazandırabilir (ARB 1/80’in 7’nci maddesi).

Av. Elif Dikkaya, Köln
Av. Hanswerner Odendahl, Köln

Kişisel araçlar
Ad alanları
Türevler
Eylemler
Diller
Yazdır/dışa aktar
Araçlar